CeBIT 2007 izlenimlerim…

İlk defa 1998 yılında gezmiştim CeBIT’i [Hannover]

O tarihten bu yana beşinci kez gitme fırsatı bulduğum dünyanın en büyük bilişim etkinliği bu yıl beni bir parça hayal kırıklığına uğrattı.

Geçen yıllarda heyecanla kaleme aldığım ve bugün birçoğunun gündelik kullanıma geçtiğini gördüğüm yeniliklerden pek eser yoktu bu yıl.

CeBIT adeta Tayvan, Kore ve Çin’in istilası altındaydı. Sırf Tayvan’ın 600’den fazla katılımcı firması vardı fuarda !

Bu firmaların sergiledikleri ürünler ise tam bir hayal kırıklığıydı denebilir.

Birbirinin kopyası yığınla USB ıvır zıvırı, çeşit çeşit sayısal kameralar, LCD ekranlar, bilgisayar kasaları, taşınabilir bilgisayarlar vesaire vesaire…

Bellek ve TFT panel maliyetlerindeki ciddi düşüşler bu parçaları kullanan ürün yelpazesini genişletmiş görünüyor.

Olur olmadık her cihazda bir TFT panel görmek mümkündü. Hatta boy aynasının alt kısmına monte edilmiş internet erişimli bir mini PC’ye bağlı TFT panel vasıtasıyla çevrimiçi hava durumu bilgilerinin anlık olarak yansıtıldığı bir uygulama dahi gördüm. Evden çıkarken aynaya bakın, şemsiyenizi unutmayın.

Artık tartışmasak bile, telefoncuların, bilgisayar fuarlarını istila etmiş olmaları ilk başlarda yadırganıyordu. Yüksek kar marjları ile bu şirketler belki de fuar düzenleyicilerinin baş tacı oldu.

Mobil iletişim ekipmanları ve mobil iletişim şirketleri yine fuardaki en büyük hacimli gruplardı. Bu durumun izleri 2000 yılından önce kendini gösteriyor, geleceğe (bugüne) yönelik çok sayıda yeniliğin ipuçları izlenebiliyordu.

Bu yıl öyle bir duruma rastlamadım. Sanırım önümüzdeki bir iki yıl çarpıcı yeniliklerden daha çok ciddi fiyat düşüşleri ile karşılaşacağız. Bir PC’yi, taşınabilir bilgisayarı veya diğer bitmiş ürünleri oluşturan parçaların ucuzlaması hızlanarak devam edecek.

Sadece bir tek bileşenin maliyeti bu süreçte azalmak yerine artıyor. O da işletim sistemi. Microsoft, yeni işletim sistemi Vista’yı eskisinden daha yüksek fiyatla satıyor. Farklı sürümler bir miktar kafa karışıklığı yaratıyor. OpenOffice, Firefox ve Thunderbird gibi yazılımların gücü ile Linux bu süreçte pazarını artırabilir. Öte yandan bu yıl CeBIT’de göremediğimiz Apple da pazar payını artırmaya namzet şirketlerden biri.

Bu süreçte pazara çıkan Microsoft Office 2007’yi de zor günler bekliyor. OpenOffice (www.openoffice.org.tr), giderek daha ciddi ve kullanılabilir bir alternatif haline geliyor.

OpenOffice, yavaşlığı ve işlemci gücüne yüksek bağımlılığı nedeniyle eleştirilse dahi lisans bedeli gerektirmemesi (bedava!) ve belge uyumluluğu nedeniyle çok sayıda kullanıcı tarafından tercih edilmeye başlandı bile.

Hoşçakalın…

(Bu yazının aslı BTdünyası‘nda yayınlanmıştır.)

CeBIT [2003] üzerine gecikmiş bir yazı

Geçtiğimiz Mart ayının ortalarında [Hannover] CeBIT 2003’ü ziyaret etme fırsatı buldum. Evet farkındayım bir ay kadar geciktim yazmaya ama sanıyorum ilginizi çekecek yazdıklarım.

İstanbul’dan kalkan THY uçağımız geçmiş yıllara göre boş sayılabilirdi. Krizler ve işgal ortamında normaldi sanıyorum bunlar. Fuara genel katılım da düşüktü. Tabi düşük derken CeBIT ölçütlerini de göz önünde bulundurmak gerekiyor.

Katılımcı sayısı 1 milyondan 600 binlere inmişti. Bazı salonlar (“Halle”) tamamıyle boştu. Ancak CeBIT’te daima hissetiğimiz yenilik duygusu her köşeye sinmiş durumdaydı.

Birkaç noktadaki yorumlarımı sizlerle paylaşmak istiyorum. Eğer CeBIT 2003’te izlenen eğilimlere ve önemli başlıklara gözatmak isterseniz yazarlık ayrıcalığımı kullanarak edindiğim derli toplu bir raporu CeBIT 2003 adresinde bulabilirsiniz.

Fuar kesin olarak çekik gözlü insanların hakimiyeti altındaydı diyebilirim. Tayvan, Çin, Japonya, Hong-Kong ve diğer uzakdoğu, asya ülkelerinden şirketler yalnız taklit ürünlerle değil daha önce asla görmediğimiz farklı tasarımlarla “biz hep buradayız” diyorlardı sanki.

Fuarda neredeyse hiç eski, alışageldiğimiz CRT monitörlerden görmediğimi söyleyebilirim. Her yanda TFT’ler boy gösteriyordu. Fiyatları da aşağı yönde gidişi sürdürüyor. Herhalde bir-iki yıl içinde eski CRT üreticilerinin uyum sürecini tamamlamaları ile birlikte pazarda kesin hakimiyeti ele geçirirler.

Bu yeni bir olgu değil. Teknopolitiğin bir gereği sadece. Fiyatların belirli bir süreç içinde bilinçli biçimde -üretim maliyetlerine bağlı olmaksızın- manipüle edildiği tek alan monitörler de değil üstelik. Aynı şey bilgi teknolojileri (ve sağlık, ve diğerleri) ile ilgili her alanda yaşanıyor.

Birkaç yıl önce hakkında yazı yazdığım ve o zamanlar beş yıl içinde pazara çıkacak denilen Japon PTT’si NTT’nin DoCoMo servisleri hayata geçmiş ve iMode servisi Japonya’da 36 milyon aboneye ulaşmış durumda !

iMode bir mobil bilgisayar ile yapabileceğiniz neredeyse herşeyi küçük bir mobil telefonun renkli ekranına taşımış bulunuyor. Japonlar çok ilginç adamlar. Belki çok fazla teknolojik icat yapmıyorlar ama yapılanları alıp bambaşka kalıplara sokmayı çok iyi beceriyorlar.

36 milyon abone inanılmaz bir rakam. Daha da inanılmazı bu patlamanın sadece 3 yıl civarında bir süreçte gerçekleşmesi !

iMode temelde geniş alan CDMA teknolojisine dayalı. Son derece basit görünen bir altyapı desteği ve iMode içerik geliştiricilerine yönelik uygulanan anlaşılır ve sade bir gelir paylaşım modeli iMode’u 36 milyon aboneye taşımış durumda.

Bu servisler Avrupa’ya taşınmaya başladı. Sizi temin ederim; en az Japonlar kadar yenilik meraklısı olan milletimiz bu servisler Türkiye’ye geldiği takdirde kapışacaktır. Teknik olarak GSM üzerinden bu servisi vermenin (özellikle 1800 operatörleri açısından) bir zorluğu olduğunu sanmıyorum. Bu servisi Türkiye’ye ilk taşıyan bambaşka bir pazarın yaratıcısı olacağı gibi yazılım sektörümüz bambaşka fırsatları kucaklayacak.

Birkaç CeBIT ilginçliğini de başlıklarla vereyim:

· USB cihazları patlama göstermiş durumda. Neredeyse herşeyin USB sürümü mevcut. USB masa lambaları (Türkiye’ye de gelmiş bunlar), USB şarj cihazları, USB kameraların envai çeşitleri, USB bağlantılı mekanik robotlar, USB modemlerini filan saymaya gerek yok vs.vs.

· Evde ve ofiste CD kopyalamak için inanılmaz çeşitlikte cihazlar geliştirmişler. Bunlardan bir tanesi, ortalama bir yazıcı büyüklüğünde ve sıkı durum; hem CD kopyalama yapıyor, hem etiketini hazırlıyor ve hem de CD üzerine etiket yapıştırıyordu.

· Dijital kamera teknolojisi iyice çığrından çıkmış. Bellek teknolojilerindeki gelişme ve ucuzlamanın ve komponentlerdeki küçülmenin etkisi avuç içine sığan video kameralara dönüşmüş durumda. Özellikle Mustek ürünleri ilginçti incelemenizi öneririm.

· Cep telefonları yine fuara hakimdi. Avrupa şirketleri Siemens ve Nokia ile Amerikan Motorola yine geleceğin mobil cihazlarını sergiliyorlardı. Tekrar söylüyorum; Cep telefonu almak için acele etmeyin. Bir süre önce sizleri uyarmıştım, “GPRS geliyor, acele etmeyin” diye. Dikkate alanlar güzel yatırımlar yaptı. Şimdi tekrar uyarıyorum, renkli ekranlı, e-posta destekli ve çok ilginç cihazlar yolda. Fiyatları da makul seviyelerde olacak. Eğer çalışıyorsa, değiştirmeyin…

Biraz da Hannover hakkında…

Hannover’i uluslararası alanda başarılı bir fuar kenti yapan halk-belediye-hükümet-devlet zincirinin tek parça, tek vücut olması. Belediye ve halk aynı şeyler. Sanki bütün kent, bütün unsurları ile fuarın başarısı için çabalıyor. Bize evini açan 80 yaşındaki bayan Elizabeth, kahvaltıda domuz ürünleri sunmayacağının altını çiziyor ve bize inanılmaz bir konukseverlik gösteriyor. Neden? Bir dahaki yıl yine gelelim diye.

Ulaşımda en küçük bir problem yaşanmıyor. Fuar biletiniz size şehir sınırlarında “sınırsız” seyahat imkanı veriyor. Lokantalar CeBIT konuklarına özel geceler, eğlenceler sunuyor. Şehrin her yanı CeBIT afişleri ile donanıyor. Tüm Hannover fuarları böyle. İstanbul’u fuar kenti haline getirmek isteyen herkes Hannover’de birkaç ay yaşamalı ve o birlik havasını solumalı derim.